5/12/2007
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
iste dostluk budur!!!!!
20/11/2007
BIR DOSTLUGUN OYKUSU
Ahmet ve Nihat adinda iki arkadas varmis. Ayni okulda okuyorlarmis.Ahmet istanbulda yasayan, evi, arabasi yeterince parasi olan biriymis. Nihat memleketten Istanbul'a gelmis zor sartlar altinda yasayarak okuyormus.Bunlar zamanla daha da iyi arkadas olmuslar. Ahmet Nihatin durumuna uzuluyor yardim yollari ariyormus. Nihati evine almis. Yedirmis icirmis. Cebine para koymus. Ustunu giydirmis. Kendine aldigi yeni kiyafetlerini bile ona vermis. Artik beraber gul gibi yasayip gidiyorlarmis. Bir gun Ahmet camdan disari bakiyormus. Karsidan gelen uzun suredir hayran oldugu ve yakinda acilmak istedigi kizi gormus. Ve sonra arkadan Nihat'in onu takip ettigini. Nihat eve gelmis ve Ahmet'e o kizdan cok hoslandigini aralarini yapipyapamayacagini sormus.Ahmet kendisinin de ondan hoslandigini soyleyememis.Arkadasinin uzulmesini istememis cunku. Aralarini yapmis. Derken zamanla okul bitmis. Nihat bir sure sonra Kayseriye vali olmus. Evi arabasi, yati,
kati,bir suru parasi olmus. O kizla da evlenmis. Ama Ahmet tam tersi. Evini arabasini kaybetmis. Butun parasi bitmis. Yatmaya yeri yemeye yemegi kalmamis. Ac sefil gezerken komsulari, -Senin bir arkadasin vardi Nihat diye. O Kayseriye vali olmus, neden ondan yardim istemiyorsun, belki sana bir is verir demisler. Ahmet reddetmis hemen. Bunu kabullenemem demis.Komsular ne kadar israr ettiyse de bir turlu kabul ettirememisler. Ahmet icin daha zor gunler baslamis. Bakmis olacak gibi degil komsularini dinleyip tutmus kayserinin yolunu. Valilige gelmis. Ordaki odacilardan birine Nihat beyi gormek istiyorum demis.Odaci Nihat beyin yanina girmis cikmis ve -Sizi gormek istemiyor. demis. Nasil
olur demis Ahmet.Ona Istanbuldan cok yakin arkadasin Ahmet geldi deyin. Odaci tekrar
gitmis ve,Nihat bey sizi tanimadigini eger daha fazla israr ederseniz
kovduracagini soyledi demis. Ahmet duyduklarina inanamamis. Nasil olur da, yemeyip
yedirdigi, giymeyip giydirdigi, sevdigi kizi bile verdigi can ciger arkadasi Nihat onu tanimaz. Yikilmis bir sekilde valilikten cikip dogru Nihatin evine eskiden hoslandigi kizin yanina gitmis. Belki yardim eder diye. Kapiyi calmis. Birinin gelip durbunden kendine baktigini hissetmis. Ama kapiyi acmamis kadin. Bir kez daha yikilmis. Disari cikip kendini toplamaya calisirken yanina yasli bir amca yaklasmis. Ahmetin durumundan cok etkinlenmis adam. Olayi anlatmasini istemis. Ahmet'te oldugu gibi anlatmis. Adam cok uzulmus. Demis ki..Bak evladim. Seni cok sevdim. Durust bir insana benziyorsun. Bak benim surada bir sarraf dukkanim var. Gel istersen benimle calis. Hem para
kazanirsin hem de yatmaya yerin olur. Ahmet hemen kabul etmis ve calismaya
baslamis. Gel zaman git zaman dukkana baska bir yasli amca gelip gitmeye baslamis.
Cok iyi arkadas olmus Ahmet'le. Birgun bu yasli amca elinde bir kutuyla gelmis dukkana. Bak ben bir yere gidiyorum. Eger 3 ay icerisinde donmezsem bu kutu senindir, istedigin gibi kullan. demis. Ahmet kutuyu almis, odasinda bir yere koymus. 3 ay gecmis, 4 ay gecmis, 6 ay gecmis amca hala gelmemis. Sonunda Ahmet kutuyu acmaya karar vermis. Bakmis icinde, elmaslar, mucevherler, altinlar, bir suru de para varmis. Ne yapacagini sasirmis. Hemen patronuna gidip durumu anlatmis.Patronu da artik o kutunun kendisinin oldugunu istedigi gibi kullanabilecegini soylemis. Bir de oneride bulunmus. -Bak sen bu isi
iyice ogrendin. Gel sana bir kuyumcu dukkani acalim. Gul gibi gecinip gidersin. Hemen dukkani acmislar. Ahmet almis basini yurumus. Ev,araba, yat, kat.Zengin olmus kisacasi. Bir gun dukkana bir anne-kiz gelmis. Kizdan hoslanmis Ahmet. Zamanla gorusmeye baslamislar, derken nisanlanmislar. Dugun vakti gelmis. Davetiyeler hazirlanirken kiz valiyi de cagiralim demis. Ahmet kabul etmemis. Nasil olur demis kiz. Biz bu sehrin ileri
gelenlerindeniz, valiyi cagirmasak olur mu? Ahmet yine kabul etmemis. Kiz israrla neden boyle davrandigini sordugunda anlatmis Ahmet. Sorunun bu sekilde cozulmeyecegini soylemis kiz. Biz cagiralim, o yaptigindan utansin demis. Ve ona da bir davetiye yazmislar. Dugun gunu gelmis catmis. Davetliler tek tek gelirken heyecan icindeymis Ahmet. Nihat'in gelip gelmeyecegini dusunuyormus. Derken esiyle kapida gorunmus Nihat. Ahmet, ilk baslarda gozgoze gelmemeye calismis. Nihat ne yana gitse obur tarafa kaciyormus Ahmet. Hic gozgoze gelmemeye calisiyormus. Dayanamamis birden. Piste cikmis, almis mikrofonu eline. Baslamis anlatmaya. Zamaninda ben durumum iyiyken sevgili valimiz Nihat beyle ayni okulda okuyorduk. O zamanlar Nihat beyin durumu bu kadar iyi degildi. Nihat'i evime aldim. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim.Sevdigim kizi bile ona verdim. Bir gun benim durumum kotulesti. Elimde avucumda ne varsa kaybettim.O kadar zor durumdaydim ki Nihat'a yardim istemeye gittim. Ama o beni tanimadigini soyledi, kovdurdu. Ordan cikip esinin yanina gittim. Ama o kapida benim oldugumu bildigi halde kapiyi acmadi.Sok olmustum. Disariya cikip kendime gelmeye calistigim anda bir amcayla karsilastim. Sagolsun bana bir is, yatacak bir yer verdi. Orada
calisirken cevrem genisledi. Baska bir amcayla tanistim. Gel zaman git zaman o amca elinde bir kutuyla geldi yanima. Bir yere gidecegini 3 ay icerisinde donmezse kutunun benim olacagini soyledi. Gelmedi. Kutuyu actim. Icinde beni bugunlere getiren yuklu
esyalarla ve paralarla karsilastim. Sonra kendime bir kuyumcu dukkani actim. Orada
sevgili nisanlimla tanistim. Ve evleniyorum. Anlattiklarim yalansa yalan desin
Nihat bey.demis ve birakmis mikrofonu. Herkes saskinlik icinde Nihat beye
donmus. Aciyarak bakmislar bir Ahmet'e, bir Nihat'a. Nihat bir cevap vermek
zorunda kalmis. Almis mikrofonu. Baslamis anlatmaya. Evet Ahmet'in soylediklerinin hepsi dogrudur. Yalan diyemem. Zamaninda bana cok yardim etti, hakkini odeyemem. Sagolsun benim mutlu bir evlilik yapmama onculuk etti. Ama esimi zamaninda sevdigini bilmiyordum. Durumunun kotuye gittigini, bir gun bana gelecegini biliyordum.Hep o gunu bekledim. Ve sonundageldi. Onu kapidan kovdurdum dogrudur. Ama niye kovdurdum. Eger ben o zaman ona yardim etseydim gururuna yediremeyecekti. Belki de bir sure sonra intihar edecekti. Iyi bir arkadasimi kaybetmek istemem. Burdan ciktiktan sonra
direk esime gidecegini biliyordum. Hemen esime telefon actim. Ona Ahmet'in gelecegini, kapiyi acmamasini soyledim. Acmadi. Derken bizim evin karsisinda bir sarraf dukkani isleten arkadasim var. Ona hemen telefon actim. Bizim evden cikan bir adam gorurse onu ise almasini yardimci olmasini istedim. Ise aldi, yatacak yer verdi. Bir gun babami gonderdim ona. Canyoldasligi etsin diye. Iyi arkadas oldular. Sonra babama bir kutu verdim Ahmet'e versin diye. O kutu babamin degildi. Benim de degildi. O zaten Ahmet'indi. Ona borcumu hic bir zaman ödeyemem. Ahmet kutuyu aldi. Iyi kullandi ve bugunlere geldi.Bir gun annemle kizkardesimi gonderdim. Durumu nedir bir kontrol edin diye.Orada birbirlerini gorup asik olmuslar, evleniyorlar. Birakmis mikrofonu. Ahmet'le beraber herkes saskinlik icinde kalmis. Bir an gozgoze gelmisler. Derken birbirlerine sarilip ozur dilemisler. Guzel bir dugun olmus, beraberce mutlu yasamislar.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
20/11/2007
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
evlilik hakinda alinti
26/10/2007 -Kategori: hanimlar icin
Emine $enlikoglunun Kilavuz Kitabindan Alinti
Evlilik cennet veya cehennem mi?
Bu sorunun cevabini sonraya birakarak, bazi konulari ele alalim.
Evlilik, harama gitmeyen genclerin dünyasinda cok farkli hayal edilen bir müessesedir.
Kimine göre evlilik öyle bir dünyadir ki,orada huzursuzluk olmaz, orada bütün kederler son bulur, orada hayal alemi gibi bir düzen vardir.
Hayatin aki$ini kendi elinde zanneden genc erkek ve genc kiz hayal kurar:"Bir evlensem, (e$ime) cok güzel davranacagim, onu gic üzmeyecegim, biz asla kavga etmeyecegiz v.s." Bunun hayal dünyasinda öyle geli$ir ki, evlilik, cennetteki mutlu tablo gibi olu$uverir kafasinda. Sadece cennet olabilecek evlilik alemini, kendi kücük dünyasinda, bu aleme oturuverir. Dört dörtlük bir yuva modelini kafasina koyar, olumsuz hicbir sey yoktur.Gerceklerle hayaller birbirine benzemedigi icin, evlendiginde, hayal dünyasindakine aykiri bir $ey ya$adiginda her $ey birden cöküverir. En kücük bir olay bile onu mutsuz etmeye yeter; cünkü, daha önce, hayal aleminde olumsuz bir $ey yoktu. Gercek alemde olumsuzluk görünce $ok olur.
Özellikle hayati tanimayan kizlar da ayni $ekilde, hatasiz bir evlilik hayal ediyorlar, bir de arti var hayallerinde, seven erkek karisini kirmaz, bagirmaz, hata yapmaz. Genc kizlarin dünyasinda eskiden beyaz atli prens vardi. Uzun boylu, beyaz elbiseler icinde beyaz atin üzerinde, keskin baki$li bir gencti atin üzerindeki damat adayi.
$imdi bazi kesimlerdeki kizlarda hayaller degi$ti. Beyaz atin üstünde degil, son model otomobilin üzerinde, uzun sacli, keskin baki$li degil, kiz baki$li erkekler hayal ediyorlar. Tabii ki dünkü hayalciler de, bugünkü hayalciler de gayesiz, bir cizgisi, inanci olmayan gencler. Akilli ve kültürlü gencler, hayatin gercegine uyan hayaller kurarlar, hayalleri israf etmezler.
Bir gayesi olanlarin da hayalleri bazen gercege uygun degil. Bu defa Tipp degi$iyor, ama cok mutlu giden evlilik konusunda sonuc degismiyor…Yine mükemmellik hakim hayallerde. Dindar genc kizin hayali:
Dört dörtlük dindar bir erkek.. Zerre kadar yobazligi yok. O hic kötü söz söylemez…O ibadetlerinde asla zayiflik göstermez. Ailesini tutup kendisini ezmez… Adaletlidir. Kendisini cok iyi anlayacaktir… Genc kiz, her gece evine güler yüzle gelen hayirli kocanin omuzuna ba$ini koyar ve ona günlük sikintilarini anlatir…Kocasi da onu cok derin bir anlayis$la dinler…
Evlendigi zaman ise, bir kez bile, di$ardan geldiginde kocasinin omuzlarina hicbir zaman basini koyamaz. Hayallerindeki güzel sözleri duymaz olur. Ibadetlerine uymayan haller de görür kocasinda. Bu defa ruh dünyasinda yikim ba$lar… Kimselere sebebini izah edemedigi bir mutsuzlugu vardir. Erkekte de ayni durumdadir…Bu hayaller her iki hayalperestte de ayni etkiyi yapar: Doyumsuzluk…Onlari hicbir sey mutlu etmez…Hayallerindeki evliklik olmami$tir ya, o halde $u anda var olan evliligin ne önemi vardir ki?
Bu tespitimi genclere bildirdikten sonra, acizane birkac tavsiyede bulunacagim:
Evlilik Hayallerinizi gercege aykiri olarak kurmayin
Gencler bana sormu$ olsalar, deseler ki “ Bize yasak etme yetkiniz olsa, neyi yasak ederdiniz?“ cevabim $u olurdu: „Sakin evleneceginiz kimselerde bütün aradiginiz vasiflari bulacaginizi hayal etmeyiniz. Yani, dört dörtlük evlilik hayalleri kurmayin. Bunu size yasak ediyorum.“derdim.
Ya da, olumsuzluklarin da bulundugu bir yuva hayal edin… Umutlarinizin yikildigi, mutsuz oldugunuzu hayal edin… Bazen isteklerinize hic kavu$amadiginizi hayal edin… Hic hp$unuza gitmeyen bir e$e dü$tügünüzü hayal edin… Iyi bir insan… Ama cok siradan biri… Boyu ve güzelligi hayallerinizdeki e$le hic ilgisi yok. Bu durumda ne yaamaniz gerektigini sü$ünün. Bu e$, size zulüm etmiyorsa, Kendi hastasini görüyor ve okuyorsa, sabredin; hayallerinizin hepsine degilse bile, bir kismina ula$acaksiniz demektir. Eksik yönlerine ragmen, insan insani nasil sever? Onu ara$tirin. Unutmayin. E$iniz yüzde elli iyi oldu, ama bu dünyalik olarak daha fazla iylik beklemeyin.
"Kötüye Dü§ersem" diye bir dü$ünceniz de olmali
Hayatin her katmanini kendimiz yönlendirmiyoruz...Kendimizi, toz pembeye boyadigmiz dünyamizdan cikarip, $u gercek dünyaya inelim.
Allah bizi bu dünyaya neden göndermi$ti? Onu hatirlayalim.... Imtihan icinde degil mi? Imtihan etmek ne demek? Olumku giden i$lermizin arasina bazen olumsuz i$ler girecek demektir. Bu olumsuzluga ragmen, bizim Müslümanca tavir almamiz isteniyor bu imtihanda. Eger, her $ey istedigimiz gibi gitseydi, o zaman imtihan denilen o büyük gercek nasil olacakti? E$imizin hic hatasi yok ki, sabir imtihanini kazansak. E$imizin fiziki bireksigi yok ki, fiziki yönden güzel olanlara bakmaktan imtihan olsak. Bize kar$i hicbir zaman kötü davranmiyor ki, ona hakaret etmek veya dövmekten imtihan olsak.
Kisacasi, her $ey istedimiz gibi olsa, imtihan neyle olacak?
Burada, zulme sabirdan bahsetmiyoruz. Hatali olan e$e tahammülden bahsediyoruz.
Filimlerdeki gibi, evlilik hayal edenler icin hatali e$ kötü sayilir. Yani, hayal eden icin kötü.
O halde bazen kötüyü de hayal-etmek gerekir ki, normal vasiflara sahip e$, göze ve gönüle ho$ görünsün… Ufak tefek hatalari da, „Ben imtihandayim. Kimbilir benim ne kadar hatalarim vardir, benim göremedigim. E$im, benim hatalarimi görmesin, ben de onun hatalarini görmeyeyim. $u imtihan dünyasinda, imtihani kazanayim.“ Diyerek ho$ görme erdemine ermek lazim.
Iyi bir evlilik icin iyi ve namuslu bir bekarlik gerekir. Evlenmeden önce, evlilikle birgili bircok hayati ya$ami$ gencin, evliligi posasi kalir ve o genc, evlilik heyecanini da, degerini de anlayamaz. O yüzden genclerin, kiz olsun erkek olsun, evlilik öncesi adimlari da cok önemlidir.
Bu konulara deginecegiz.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EYY NEFS!!!!!
6/9/2007 -Kategori: Kisadan Hisse
KISADAN HISSE
Bir abidin geceleri Allah-u Zülcelal' e ibadet ettiği, gündüzleri de mallarını halka sattığı hikaye olunmuştur. Daimi olarakta, nefsine şöyle derdi: " Ey Nefsim ! Allah' tan kork.” Bir gün yine malını satmak için, evinden çıktı. Şehrin yöneticisinin kapısının önüne geldiği zaman, sesini yöneticinin karısı duydu. Kadın, abidin güzelliğini görünce, nefsi onu istedi, onu eve çağırıp dedi ki: "Ey satıcı, elbiseni çıkar, ipek elbise giy; buradan istediğin kadar da mal al." Abidin nefsi, kadının bu sözlerine meyil edince nefsine şöyle dedi: "Ey Nefsim! Allah' tan kork. Ben alemlerin Rabbi olan Allah' tan korkarım!"
Kadın dedi ki: "Vallahi, kendini bana teslim etmedikçe, kapıyı açmam" Abid: "Ey Nefsim! Allah' tan kork.”diyerek, uzun müddet kadının elinden nasıl kurtulacağını düşündü ve ona dedi ki : "Ey yöneticinin karısı! Bana izin ver, abdest alıp iki rekat namaz kılayım. Daha sonra istersen bana sahip olabilirsin! " dedi abdest aldı, iki rekat namaz kıldı ve evin damına çıktı. Gözlerini gökyüzüne dikti, ağlaya ağlaya şöyle dedi:
"Ya Rabbi! Ben sana yetmiş yıldır ibadet ediyorum. Beni o kadının elinden kurtar. Yoksa ona kapılacağım." dedi ve...
"Ey nefsim! Allah' tan kork.” diyerek kendini damdan aşağı attı. Allah-u Zülcelal bir Melâike-i Kiram' a: "Kulum Benim korkumdan, kendisini damdan attı. Onu kanadına al, yere indir.” diye emir verdi. Melek, abidi kanadına alıp yere indirdi. Şeytanın askerleri ona: “Ya Komutanımız! Neden o abide hile yapıp kandırmadın.” dediler. Şeytanda: "Nefsini Allah' a teslim eden kimseye ben bir şey yapamam.” diye cevap verdi.
Öyle ise bizde nefsimize hitap edelim: "Ey nefsim şimdi düşün! Sen böyle bir hadise ile karşı karşıya gelsen ne yapardın? O abid gibi Allah' tan korkup o günahı işlememek için kendine kıyar ve Allah-u Zülcelal' in rahmet ve mükafatına mı kavuşurdun, yoksa bir anlık dünya zevkine aldanarak ebedi hayatını zindan mı ederdin?"
Ey nefsim! Sende Allah-u Zülcelal' in emir ve yasaklarına dikkat eder, O' na ibadet ve taatte bulunmak suretiyle kendini Allah-u Zülcelal' e teslim edersen, bil ki; Allah-u Zülcelal' de seni, dünyada günahlardan ahirette ise; cehennem azabından muhafaza ederek, mükafatınıda bol bol verir. Yeter ki sen, biraz gayret et.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


